Gelişim Çağındaki Çocuklarda Sporun Olumlu Etkileri;

Spor büyüme çağındaki çocuklar için hem bedensel sağlık ve fiziksel gelişme yönünden, hem de iyi bir kişilik oluşması ve ruh sağlığı bakımından yararlı ve gereklidir.

Spor, özellikle grup sporu, çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir. Spor, özellikle grup sporu, çocuğun, bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur. Spor, sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına da katkıda bulunduğu için, tedavi işlemi de yüklenebilmektedir. Altı- yedi yaşından itibaren çocuk, kendi yeteneğini akranlarının performansına bağlı olarak değerlendirmeye başlar. Bu dönemde anne baba ve öğretmen, performans yerine çabanın ve bedenin gelişiminin önemini vurgularsa, çocuğun gözünde kazanma ve kaybetme daha az önem taşıyacaktır. Bu bağlamda anne ve baba, “Önemli olan performans değil çabadır,” düşüncesinden hareketle, çocuğu bedensel gelişimine katkısı nedeniyle spor yapmaya özendirmeli ama kaybettiği maç skorunu önemsemeden, onu, çabasından dolayı takdir etmelidir.

Sporun bireyin ruh sağlığına getirdiği katkılardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Çocuk spor yoluyla, çevresini tanır, iletişim kurar.
  • Kendini kontrol etmeyi, bir konuda konsantre olabilmeyi, iradesini kullanabilmeyi, başarıya güdülenebilmeyi öğrenir,
  • Bireyin kendine güveninin ve yaşama sevincinin artması,
  • Boş zamanların olumlu yönde değerlendirilmesi,
  • Bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi,
  • Çocukluk çağında karşılaşılan davranım bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici işlevi.

 

Özgüvenin Artmasında Sporun Rolü

Güven, istenen davranışı başarıyla sergileyebilme konusunda bireyin inancıdır. Spor ortamında çocuk veya genç, gerçekçi bir biçimde yeteneklerini bilir, kendini iyi tanır ve kabul eder. O, sorumluluklarının bilincindedir ve duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir. Örneğin basketbol takımının bir üyesi olarak çocuk, hata bulmak yerine yapıcı olmayı, eleştirmek yerine paylaşmayı öğrenir. İşte bütün bunları yaparken de öncelikle kendine güvenmeyi öğrenir. Özgüveni olan bir sporcu, başarma konusunda yüksek bir güdüye (motivasyon) ve başarıda yüksek bir beklentiye sahiptir.

Bunun yanı sıra spor yapmakta olan çocuk, dikkatini iyi kullanmayı öğrenir. O, gerektiğinde dikkatini daraltma ve genişletme becerisini çok iyi kullanır. Bunları yaparken düşünmez, hisseder ve yapar. O, duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir. Hakeme veya koçuna kızdığında çileden çıkmaz, olumsuz duygularını kontrol etmeyi bilir. Spor yapmakta olan genç, her zaman yapabileceğinin en iyisini ortaya koymaya odaklanır.

Bireyin Toplumsallaşmasında Sporun Etkisi

Spor, özellikle ergenlikte artan beden enerjisinin en uygun bir biçimde kanalize edileceği alandır. Çocuk aktif spor yaparken, “bir gruba ait olma” ve “ o grupla dayanışmaya girme” şeklinde sosyal bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle spor, toplumla iyi bir uyum sağlamış ve bütünleşmiş kişiliklerin oluşmasına katkıda bulunur. Çocuk sporun yapısını öğrendikten sonra diğer oyunculara yanıt vermeye başlar. Çocuğun kuralları anlayarak yanıt vermesi, toplumsal normları anlamakla eşdeğerdir. Başka bir deyişle, bugünün sporun kurallarını öğrenerek uygulayan çocuğu, yarının toplum ve hukuk kurallarını benimsemeye ve uygulamaya aday bir yetişkinidir.

Grup sporunu yapan çocuk veya genç, yüksek başarının koşulları arasında, “ olumlu grup içi ilişkiler” ile “ gerilimsiz bir ortam” ın geldiğinin bilinci içindedir. Bu nedenle o, sporun adına ve spor amacına dönük olarak, arkadaşlarıyla olumlu bir diyalog kurmanın önemini kabul etmiştir. Çünkü başkalarıyla uyumlu ve olumlu etkileşim, başarılı sporcu için esastır.

Çocukluk Çağında Davranım Bozukluklarının Giderilmesinde Sporun Tedavi Edici İşlevi

Bireysel özelliklere veya yakın çevre etkilerine bağlı olarak sergilenen “uyum ve davranış bozuklukları” nın tedavisinde, spor önemli bir görev üstlenmektedir. Spor yoluyla birey, gerilimden arınarak bir boşalım ve buna bağlı olarak rahatlama yaşamaktadır. Tırnak yeme, altını ıslatma, dışkı kaçırma, çalma, okuldan kaçma vb. gibi davranım bozukluğu gösteren çocuklarda spor, “ kendine güven” ve “ uyum” gibi önemli görevleri yerine getirmektedir.

Yapılan bazı araştırmalar göstermektedir ki, spora harcanan zaman boşa harcanmamaktadır. Spor yapan çocukların okul başarıları, yapmayanlara kıyasla daha büyüktür. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarını spor yapma konusunda cesaretlendirmeleri, programlı bir yaşam için dersin yanı sıra aktif bir spor etkinliğine zaman ayırmaları konusunda onları uyarmalarının yararı açıktır.

Sonuç olarak anne, baba ve okul yöneticilerinin, bu bilimsel görüş ve öneriler ışığında, çocuk ve gençlerin sorumluluk duygularını ve özgüvenlerini geliştirmek, kendilerini yönetebilmelerini sağlamak, uyumlu ve başarılı birer birey olmalarına yardımcı olmak üzere, onlara spor yapma olanağı hazırlamaları öncelikli görevleri arasındadır.

 Davut GÜNGÖR